Uzunca bir zaman oldu. Tek kelime dahi yazmadım. İlham perimi mi bekledim bilemem; ama metafiziğe pek inanmadığım için dün aklıma anneannemin lafı geldi; “inanmazsan olmaz tabi mason”…
Her neyse inanmamaya devam edeceğim, varsın periler gelmeyi versin. Geçen bu süre içerisinde birçok olay meydana geldi. Bunlardan şüphesiz cinsiyetçilik, homofobiklik, ayrımcılık, LGBTT hak ihlalleri listelenmeye kalksa birkaç sayfayı sadece bu listedeki başlıkları yazarak geçiştirmek zorunda kalacağım.
Bunca hak ihlalinin olduğu bir dünyada bu ihlalleri ödüllendirmek de gerekir diye düşünenler de olsa gerek ki çok kısa bir zaman önce Hormonlu Domates Ödülleri sahiplerini buldu. Elbette hiçbir ödül sahibi ödülünü almaya teşrif etmedi; ama olsun biz onları bir kere daha anma fırsatını yakaladık. Peki neden domates???
Domatesin benim için hep mistik bir anlamı olmuştur. Nev-i şahsına münhasır bir olaydır domates. 100 yıl öncesine kadar domatesler daha bir farklıydı, hatta ne yüz yılı, 10 yıl önce bile farklıydılar. Hormonlu Domatesler çıkana kadar. Bu hormonlu domates olayı hep aklımda modern dünyayı temsil eden bir sembolü oluşturmuştur. İçerisinde yaşadığımız dünya, domatesi kendi kalıplarına sokarak yabancılaştırdı. O artık domates değil, hormonlu domates oldu. Yaşadığı toprağa yabancı, kendisini tadan insana zehirli. O kadar çok birbirlerine benziyorlar ki, tıpkı yaşadığımız modern dünya insanları gibi, o kadar tatsızlar ki ve o kadar zehirliler ki, tıpkı bizler gibi. Olmak istediği gibi, olduğu gibi olan domateslere de tepeden bakarlar, kendi parlaklıkları ve sertlikleriyle karışan bakışlarının ardından.
İçimizde bu kalıba uyan insanlar elbette çok fazla. Ama bir de bu kalıba uymak için çaba harcayanlar. Onlara en içten dileklerimizi dile getirmek içindir Hormonlu Domates Ödülleri. Cinsiyetçi, ayrımcı, şiddet içeren sözlerini hatırlatırız bu ödülleri hak edenlere. Doğal domateslerin tadı hiçbir yerde yok. Bırakın isteyen istediği gibi olsun, herkes kendi doğallığını kendi hayallerinde bulsun.
