Ayrımcının kısıtlayıcı zihniyeti değişmiyor

'Türkiye'de Ötekileştirme ve Ayrımcılık' araştırmasına göre son beş yılda 'ötekiler'in hakları konusunda zihniyet değişmedi. 'Herkesin farklı cinsel yönelimlerini serbestçe yaşabilmesi hakkı' tamamen kısıtlanabilir' diyenlerin oranı yüzde 53, 'Ateist olmaz, hakkı kısıtlanabilir' diyenlerin oranı ise yüzde 37, yüzde 27 ise 'işkence görmeme hakkı' kısıtlanabilir' diyor.

Boğaziçi Üniversitesi ve Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle ‘‘Biz’lik, ‘Öteki’lik ve Ayrımcılık: Kamuoyundaki Algılar ve Eğilimler’ konulu bir araştırma yapıldı. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Yılmaz’ın yöneticiliğini yaptığı araştırma, 15 Şubat-15 Nisan 2010 tarihleri arasında 18 ilde 1811 kişi ile görüşülerek yapıldı. Yılmaz’a göre zorunlu din dersinin Alevilere yönelik ayrımcılık olarak görülmesi. Vatandaşlık kimliğinin ön plana çıkması, bir kimliğin öbürlerini ezmemiş olması olumlu sonuçlar. Ancak özelliklere ötekinin hakları konusunda 2005’ten bu yana fazla bir ilerleme yok. Araştırmanın bazı sonuçları şöyle:

Türkiye vatandaşlığı ön planda: Yüzde 36’sı kendileri için önemli birincil kimliklerini ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmak’ olarak tanımlıyor. (Diğer veriler tablo1’de.)

Dini öncelik: Yüzde 82 dininin giyim-kuşam, adetlerine, gelenek ve göreneklerine uyduğunu belirtiyor. Mezhebimin normlarına uyarım diyenlerin oranı yüzde 76. (Diğer veriler tablo 2’de)

Mahallenin sert baskısı: Araştırmaya katılanların yüzde 82’si bir kişinin mensup olduğu dinin kurallarına uymazsa kötü bakma, kınama, şikâyet gibi ılımlı tepkilere maruz kalacağı görüşünde. Yüzde 15’i ise sert tepkilere maruz kalacağını söylüyor.
Bir kişi mensup olduğu cemaatin ve etnik grubun kurallarına uymazsa sert tepkiler (şehri, mahalleyi terk etme, işini kaybetme, fiziksel taciz...) alır diyenlerin oranı yüzde 29.

Cemaatle gelen çıkar: ‘Sizce bir kişi mensup olduğu grubun kurallarına uyarsa nasıl ödüllendirilir’ sorusunda maddi kazanç beklentisinin en yüksek olduğu grup cemaatler: Yüzde 25.

Kısıtlayacı zihniyet: ‘Herkesin farklı cinsel yönelimlerini serbestçe yaşabilmesi hakkı’ tamamen kısıtlanabilir diyenlerin oranı yüzde 53, bu oran 2005’te yüzde 58’i. ‘Ateist olmaz hakkı’ kısıtlanabilir diyenlerin oranı ise yüzde 37. (Diğer ürkütücü veriler tablo 3’te)

Gizlenir: Yüzde 72 ‘homoseksüellik gibi cinsel yönelimi olanlar kimliklerini’ rahatça açık edemez diyor. Yüzde 59 ateistler kimliklerini açık edemez düşüncesinde. Bunu yüzde 28 ile Müslümanlıktan farklı bir dini inancı olanlar, Müslüman olduğu halde dini ibaretlerini yerine getirmeyenler izliyor. (Detaylar tablo 4’te)
‘Etnik kimliğinizle Türk dili ve kültürünün asıl kaynaştırıyorsunuz’ sorusuna yanıt verenlerin yüzde 66 ‘etnik dilim, kültürüm yok’ diye yanıtladı. (Diğer verilerle karşılaştırması tablo 5’te)

Kamuda ayrımcılık: Kamusal alanda en fazla ayrımcılık yapan yüzde 20 ile polis ve asker, ikinci sırada yüzde 7 ile devlet dairelerindeki memurlar var.

Semtte ayrımcılık: ‘Özel alanlarda nerede ayrımcılık yapıldığı sorusu’ ise baskının adreslerini gösteriyor. İlk sırada mahalle, semt var. (Diğer veriler tablo 6’da)

Kadına ayrımcılık: ‘Kadınlara karşı iş, aile hayatında ve eğitimde ayrımcılık yapılıyor’ diyenlerin oranı yüzde 67.

Din dersi: ‘Zorunlu din dersi Alevilere karşı yapılan bir ayrımcılıktır’ diyenlerin oranı yüzde 44, yüzde 42 ise bu görüşe katılmıyor.

Anayasal güvence: Tüm etnik kimlikler, dinler, mezhepler anayasa ve yasalar tarafından güvence altına alınmalı diyenlerin oranı yüzde 74.

Kaynak: www.radikal.com.tr

Paylaş